_
_
.

5904 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

5904 Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 03.07.2009 tarih ve 27277 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun’la muhtelif Kanunlarda değişiklik yapılmış olup, kanuna ilişkin kısa açıklanacaktır.

1. GELİR VERGİSİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER :

İşe Başlatmama Tazminatı Gelir Vergisinden İstisna Edilmiştir:

Bilindiği gibi İş Kanunu’nun 21’inci maddesine göre, iş akdi geçersiz sebeple feshedilen iş güvencesi kapsamındaki işçiye, açtığı davanın sonuçlanmasına kadar geçen süre için, azami 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan işverence geçerli sebep gösterilmemesi veya gösterilen sebebin geçerli sayılmaması nedeniyle, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiği takdirde, işveren, işçinin 10 gün içinde yapacağı başvuru üzerine işçiyi bir ay içinde başlatmak veya başlatmadığı takdirde işçiye, miktarı Mahkemece belirlenen 4-8 aylık ücreti tutarında tazminat ödemek zorundadır.

İşçiye 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının, gelir vergisi ve sosyal güvenlik primi karşısında ücret olarak kabul edilerek vergiye ve prime tabi tutulması gereklidir. Buna karşılık 4 ila 8 aylık ücret tutarındaki kötü niyet (işe başlatmama) tazminatının ücret sayılmaması, dolayısıyla gelir vergisi ve sigorta primine tabi tutulmaması gerekmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 4.3.2005 tarih ve 16-330 Ek Sayılı Genelge’de, mahkeme veya özel hakem kararına istinaden işçiye ödenmesi gereken en az 4, en çok 8 aylık ücret tutarındaki iş güvencesi tazminatlarının, ücret sayılabilecek bir kazanç durumunda olmaması, işe başlatılmaması nedeniyle sigortalık vasfı kalmayan işçileri himaye gayesine matuf bulunması ve işverene işçiyi işe başlatmamaları nedeniyle verilen bir ceza niteliği taşımaları sebebiyle ücret değil tazminat sayılmaları ve prime tabi tutulmamaları gerektiğini açıklamıştır.

5904 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile, sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “ve işsizlik sebepleriyle verilen tazminat” ibaresi “ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat” şeklinde değiştirilmek suretiyle ihtilaflara neden olan bu konu çözüme kavuşturulmuştur. Madde gerekçesinde, işe başlatmama tazminatlarının gelir vergisinden müstesna olduğu hususuna açıklık getirildiği belirtilmek suretiyle, yapılan yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki tarihlerde tahakkuk eden tazminatlar için de vergi kesintisi hesaplanmaması gerektiği ifade edilmiştir.

Diğer taraftan 5904 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi ile, Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 77’nci madde ile, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlerle ilgili olarak işçilere ödenen işe başlatmama tazminatlarının damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacağı, anılan bölümlere ilişkin işe başlatmama tazminatı gelir vergisi tevkifatına tabi tutulan mükelleflerin, ilgili vergi dairesine başvurmaları, dava açmamaları, dava açmışlar ise bundan vazgeçmeleri şartıyla tahsil edilen gelir vergilerinin düzeltme hükümleri çerçevesinde iade edileceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıda belirtilen her iki düzenleme de 5904 sayılı Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Teşvik Amaçlı İndirim ve İstisnaların Asgari Geçim İndirimi Uygulandıktan Sonra Kalan Tutara Uygulanacağı Hükme Bağlanmıştır :

Bilindiği gibi 5766 sayılı Kanun’la GVK’na eklenen geçici 73’üncü madde ile, 5084 sayılı Kanun kapsamında çalışan ücretlilerin asgari geçim indiriminden ne şekilde yararlanacakları hükme bağlanmış ve gelir vergisi stopajı teşviki uygulanan ücretlerin vergilendirilmesinde öncelikle asgari geçim indiriminin dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Yapılan düzenleme münhasıran 5084 sayılı Kanun’a istinaden uygulanan teşvike ilişkin olduğu halde, 1 seri no.lu 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliği’nde, 3218 sayılı Kanun’a istinaden çalışanlara ücret istisnası uygulamasına, asgari geçim indirimi mahsup edildikten sonra kalan tutarın esas alınacağı belirtilmiştir. 5904 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile GVK’nun 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmek suretiyle gerek Tebliğ ile yapılan bu açıklamaya yasal dayanak kazandırılmış, gerekse uygulama tüm teşvik ve indirimlere yönelik olarak genelleştirilmiştir.

“Ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınır.”

Bu düzenleme 1.1.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türkiye Kızılay Derneğine Yapılan Nakdi Bağışların Tamamının Gelir Vergisi Matrahından İndirilmesine İmkân Tanınmıştır:

5904 Sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 89’uncu maddesinin 1’inci fıkrasına eklenen 11 numaralı bent uyarınca, iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere Türkiye Kızılay Derneğine makbuz mukabili yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamının beyan edilecek gelirden indirilebilmesine imkan sağlanmıştır. Türkiye Kızılay Derneği, kamu menfaatine yararlı bir dernek olduğu için değişiklikten önce, bu derneğe yapılan bağışlar beyan edilen gelirin % 5’i ile sınırlı olarak indirilebilmekteydi.

Yapılan düzenleme yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kapsamında Düzenlenen Ürün Senetlerinin Elden Çıkarılmasından Doğan Kazançlar Geçici Bir Süre ile Gelir ve Kurumlar Vergisinden İstisna Edilmiştir:

5904 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren geçici 76’ncı madde ile 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanun’u kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar 31.12.2014 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur. Bu kazançlar üzerinden GVK’nun 94’üncü maddesi gereğince tevkifat yapılmayacak, söz konusu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmeyecek veya verilecek beyannamelere bu kazançlar dahil edilmeyecektir.

Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa yönelik olarak 5904 sayılı Kanun’la başka teşvikler de öngörülmüş olup, bu konu ayrı bir Sirkülerde detaylı olarak tüm yönleriyle açıklanacaktır

2.KURUMLAR VERGİSİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER :

KOBİ Birleşmesine Yönelik Özel Vergisel Teşvik:

Bilindiği gibi 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20’nci maddelerinde vergisiz devir müessesesi düzenlenmiştir. Kanun’un 19’uncu maddesinde belirtilen şartlar dâhilinde gerçekleştirilen birleşmeler devir hükmünde olup, devir yoluyla infisah eden şirketin tüm aktif ve pasifi kayıtlı değerleri üzerinden devralan şirkete intikal etmekte, bu nedenle vergilendirilecek bir kazanç oluşmamaktadır. Vergisiz devir KDV, damga vergisi ve harçtan da müstesnadır. (KDVK Md:17/4-c; Damga Vergisi Kanunu 2 sayılı tablo, IV/17; Harçlar Kanunu Md:123)

5904 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi ile 5520 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5’inci madde ile, maddede tanımlanan KOBİ’lerin kendi aralarında 31.12.2009 tarihine kadar yapacakları birleşme işlemlerine yönelik olarak, genel hükümlere alternatif özel hükümler öngörülmüştür. Bu madde kapsamında yapılacak birleşme işlemlerinin gerek şartlarında, gerekse yararlanacağı teşviklerde genel hükümlerden aşağıdaki farklılıklar bulunmaktadır:

  • KOBİ birleşme teşvikinden sadece maddede tanımlanan KOBİ’ler yararlanacaktır.
  • 31.12.2009 tarihine kadar yapılacak birleşmeler için bu hükümler geçerli olacaktır.
  • Genel vergisiz devir hükümlerinde birleşme kayıtlı değerler üzerinden gerçekleşmekte iken, geçici 5’inci madde kapsamındaki KOBİ birleşmelerinde sabit kıymetler rayiç bedelle, diğer kıymetler ise VUK’nun değerleme hükümlerine göre değerlenmek suretiyle intikal edecektir. Rayiç değerler üzerinden devralınacak amortismana tabi iktisadi kıymetler için, münfesih kurumdaki kayıtlı değerler üzerinden kalan süreye ilişkin olarak amortisman ayrılabilecektir. Görüldüğü gibi rayiç değerden amortisman ayırma imkanı getirilmemiştir, ancak devralınan varlıkların elden çıkarılması halinde rayiç bedele maliyet olarak itibar edilecektir. Şu kadar ki bu varlıkların devir bedelinden (yani rayiç değerden) düşük bir bedelle satılması durumunda ortaya çıkacak zararlar kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacak, kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilecektir.
  • Birleşmeden doğan kazançlarının tamamının birleşme tarihi itibariyle birleşilen şirketin sermayesine eklenmesi gerekecektir.
  • Genel birleşme hükümlerinde birleşen kurumların tabi olacağı kurumlar vergisi oranına yönelik özel bir düzenleme bulunmadığı halde, KOBİ birleşmesinde, gerek infisah eden kurum tarafından birleşme tarihine kadar olan kıst hesap döneminde elde edilen kazançlar, gerekse birleşilen (devralan) kurumun birleşmenin gerçekleştiği dönem de dahil olmak üzere üç hesap döneminde elde edeceği kazançlar için indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanacaktır. Bakanlar Kurulu vergi oranını % 75’e kadar indirimli uygulatmaya yetkilidir.
  • Genel vergisiz devir hükümlerinde istihdama yönelik özel bir şart aranmadığı halde, KOBİ birleşmesinde, birleşmeye taraf kurumların 1.4.2009 tarihinden önce verilen son aya ilişkin verilen bildirgelere göre istihdam edilen personelden az olmamak üzere aylık ortalama bazda istihdam sağlamaları şartı bulunmaktadır.
  • Birleşme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetlerinin indirimli kurumlar vergisi uygulanan dönemlerde satışı halinde KVK’nun 5/1-e maddesindeki istisnadan yararlanılamayacaktır. Kurumlar vergisi oranının normal oranda uygulandığı dönemde gerçekleştirilen satışlarda söz konusu istisnanın uygulanması mümkün olacaktır.
  • Devralınan kurum zararları genel hükümler çerçevesinde (5520 sayılı KVK’nun 9/1-a maddesinde belirtilen şartlarla) indirim konusu yapılabilecektir.
  • 5904 sayılı Kanun’un geçici 2’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (c) bendi gereğince, birleşen veya birleşilen şirketlere ilişkili kişi sayılanlar tarafından istihdamın ve faaliyetin kaydırılması gibi sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılan işlemlerin bulunması halinde teşviklerden yararlanılamayacaktır.
  • 5904 Sayılı Kanun’un 7’nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 7’nci madde uyarınca, geçici 5’inci maddedeki “birleşme” tanımında yer alan “anonim şirket” ifadeleri, 31.12.2009 tarihine kadar bu madde kapsamında yapılan birleşmelerde “sermaye şirketi” olarak dikkate alınacaktır

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Tasfiye ve Bölünme İşlemlerine İlişkin Düzenlemeler Yapılmıştır :

5904 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi ile 5520 sayılı KVK’nun 17’nci maddesine eklenen fıkra ile, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatının (cezalar dahil), müteselsilen sorumlu olmak üzere,

  • Tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden,
  • Tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan 5904 Sayılı Kanun’un 7’inci maddesi ile KVK’na eklenen geçici 6’ncı madde uyarınca; yukarıda belirtilen hüküm, geçici 6’ncı maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan her türlü vergi tarhiyatı ve kesilen cezalar hakkında uygulanmayacaktır.

Ayrıca 5904 Sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi ile Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 404’üncü maddesine eklenen fıkra ile, KVK’nun 19’uncu maddesine göre yapılacak bölünmeler için TTK’nun 404’üncü maddesi hükmü (devir yasağı) uygulanmayacaktır. Dolayısıyla KVK’nun 19’uncu maddesine göre yapılan bölünmeler sonucunda, bölünme yoluyla kurulacak yeni şirket hisselerinin (bölünme yoluyla yapılan ayni sermaye artırımı karşılığı iktisap edilen hisseler dahil), şirketin kuruluşunun veya sermaye artırımının tescilinden itibaren 2 yıl geçmeden başkalarına devri mümkün kılınmıştır.

Yapılan düzenleme yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulamasında Katkı Payı Oranları Artırılmıştır:

Bilindiği gibi 5838 sayılı Kanun’la 5520 sayılı KVK’ya eklenen 32/A maddesi ile, bazı yatırımlara yönelik olarak indirimli kurumlar vergisi uygulaması getirilmiştir. Desteklenen yatırımlar tamamlanıp faaliyete geçtikten sonra elde edilecek kazançlar üzerinden alınması gereken gelir veya kurumlar vergisi tutarları, belirlenen katkı tutarına ulaşıncaya kadar alınmamak suretiyle söz konusu yatırımların desteklenmesi öngörülmektedir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde katkı oranının, Bakanlar Kurulunca, her bir il grubu için % 25’i, yatırım tutarı 50 milyon TL’nı aşan büyük yatırımlarda ise % 45’i geçmemek üzere ayrı ayrı belirlenebileceği hükme bağlanmıştı. 5904 sayılı Kanunun geçici 2/1-a maddesi ile, 5520 sayılı KVK’nun 32/A maddesi kapsamında olup, 31.12.2010 tarihine kadar başlayan yatırımlar için maddede geçen % 25 ve % 45 oranlarının sırasıyla % 60 ve % 70 olarak uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Böylece Başbakanlık tarafından kamuoyuna açıklanan oranlar yasal dayanağa kavuşturulmuştur.

Yapılan düzenleme yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türkiye Kızılay Derneğine Yapılan Nakdi Bağışların Tamamının Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilmesine İmkân Tanınmıştır:

5904 Sayılı Kanun’un 5’inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesinin 1’inci fıkrasına eklenen (f) bendi uyarınca, iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere Türkiye Kızılay Derneğine makbuz mukabili yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamının beyan edilecek kurum kazancından indirilebilmesine imkan sağlanmıştır. Türkiye Kızılay Derneği, kamu menfaatine yararlı bir dernek olduğu için değişiklikten önce, bu derneğe yapılan bağışlar beyan edilen kurum kazancının % 5’i ile sınırlı olarak indirilebilmekteydi.

Yapılan düzenleme yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

31.12.2008 Tarihi İtibarıyla Hisselerinin Tamamı Kamuya Ait Olan Elektrik Dağıtım Şirketlerine İlişkin Af Niteliğinde Özel Bir Düzenleme Yapılmıştır:

5904 Sayılı Kanun’un geçici 2/2 maddesi ile, elektrik dağıtım şirketlerinden 31/12/2008 tarihi itibarıyla hisselerinin tamamı kamuya ait olanların, söz konusu tarihten önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olup bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar elektrik satışından doğan ve süresinde tahsil edilmemesi nedeniyle hesaplanan gecikme faizi ve/veya gecikme zammı alacaklarının tahsili beklenmeksizin dönem sonlarında tahakkuk ettirilmesi suretiyle yapılan her türlü vergi tarhiyatı ve buna ilişkin vergi cezaları ile gecikme faizleri ve gecikme zamları, bu konuda herhangi bir ihtilaf yaratılmamak ve yaratılmış ihtilaflardan vazgeçilmek şartıyla terkin edilecektir. Söz konusu vergi, ceza ve gecikme faizleri tahsil edilmiş ise, red ve iade edilmeyecektir. Bu madde kapsamına giren dönemlere ilişkin olarak aynı gerekçeyle tarhiyat yapılmayacağı da, madde hükmünde yer almaktadır.

Geçici 4’üncü Madde Uygulamasında Nakledilecek Tesislerin Bulunacağı İller Bakanlar Kurulunca Belirlenecektir :

5904 Sayılı Kanun’un geçici 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca; KVK’nun geçici 4’üncü maddesinde yer alan “münhasıran” ibaresi 31.12.2010 tarihine kadar “Bakanlar Kurulunca belirlenen illerde münhasıran” olarak uygulanacaktır.

Buna göre, tekstil, konfeksiyon ve hazır giyim, deri ve deri mamulleri sektörlerinde faaliyette bulunan mükelleflerden; sadece Bakanlar Kurulunca belirlenen illerde faaliyet gösterenler, 31.12.2010 tarihine kadar üretim tesislerini yine Bakanlar Kurulunca belirlenen illere taşımaları ve maddede belirtilen diğer şartları sağlamaları koşulu ile indirimli kurumlar vergisi oranı uygulamasından yararlanabileceklerdir.

3.KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER:

5904 sayılı Kanun’la KDV konusunda yapılan değişiklikler şunlardır:

  • Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi KDV’nin konusuna alınmıştır. Buna göre depodan çekmeyecek kişilere teslimler KDV’nin konusu dışında kalacaktır. (Md.8)
  • Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimine ait KDV’nin ödenmesinden lisanslı depo işleticileri sorumlu tutulmuştur. (Md.9)
  • Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depodan çekilmesi vergiyi doğuran olay olarak tanımlanmıştır. (Md.10)
  • 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla ilk teslimi KDV’den istisna edilmiştir. (Md.12)
  • 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla teslimleri KDV’den istisna edilmiştir. (Md.14)
  • 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi, özel matrah şekline tabi tutulmuştur. (Md.15)
  • 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlere ilişkin yabancı yapımcılar tarafından satın alınacak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde yer alan ve ilgili yılda uygulanmakta olan haddin üzerindeki mal ve hizmetler nedeniyle ödenen KDV’nin yapımcılara iade edilmesine imkân sağlanmıştır. (Md:11)
  • 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan malların, Başbakanlık merkez teşkilatına teslimi KDV’den istisna edilmiştir. (Md.12)
  • Öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitenin %10’unu geçememek üzere verilen bedelsiz hizmetler KDV’den istisna edilmiştir. (Md.13)
  • 5904 sayılı Kanun’un yayımlandığı tarihten önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerinin, üyelerine yaptıkları konut teslimleri hariç olmak üzere, yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri istisna kapsamından çıkarılmıştır. (Md.13 ve 16)